İnandığı dava uğruna gözünü kırpmadan canını verebilecek
kadar imana sahip olan bir “Ülkücü'nün” ani ölümü hepimizi derinden üzdü.
Esasında kendisi ile tanışmamız hoş bir olay ile olmadı.
Kayseri'de Ozan Arif'in katıldığı bir organizasyon olmuş,
bende bu olayı eleştirmiştim.
Ertesi gün işyerine geldiğim zaman Babam, “Paşa Tambay seni
arıyor, ne yazdın gene hayırdır!” diye sormuştu. Bunun üzerine ben kendisini
aramayınca bir kez daha aramış ve çay içmeye davet etmişti.
O güne kadar sadece ismini duyduğumuz, ak saçlı, ak “Hilal”
bıyıklı kişinin sureti karşımdaydı...
Yanına gittiğim zaman bana epey bir sitem etmiş ve “Bir
başkası bu yazıyı kaleme almış olsa, inan aramazdım. Ama senin gibi genç bir
ülkücünün bu şekilde düşünmesi beni üzdü” demişti.
Paşa Reis'in o gür sesi ile anlattıklarından aldığım intiba
ile ertesi gün bir yazı daha kaleme alıp, şu sözünü dile getirmiştim: “Biz bu
harekete nifak tohumu ekmeye çalışmıyoruz. Ağaçta birkaç tane çürük elma var,
biz onları düşürmeye çalışıyoruz. Bizim hakkımızda ne derlerse desinler ama biz
yine bu hareketin sahibiyiz” demişti.
O günden sonra sıkça uğradım yanına...
Ne yalan söyleyim tam bir ülkücü gibi korkusuzca, cesurca
inandığını söylüyor ve yapmaya çalışıyordu.
En azından birileri gibi suyun başını tutup karnından
konuşmuyordu.
Bir defasında ise bağırıp çağrıyor, kızıyordu.
Bende takılıyordum “Reis çok kızma boşver diye!”
O ise şunu söylüyordu: “Gelip beni konuşturup, ağzımdan laf
alıp sağda solda benim adımı yayıyorlar. Yok arkadaş, sövmeyeceğim” diyordu!..
Ahde Vefa Dergisini kurduğu zaman ise arkadaşlarla yanına
uğramıştık. Masada kuru pasta ve meyve suları duruyordu.
“Ooo... Reis bura hep böyleyse biz Ahde Vefacı Ocağı'na
gelelim” dediğim zaman “Gel gardaşım, orayada git buraya da gel diyordu”
Ama ben bir şart koşmuştum epeyce de gülmüştü.
“Reis geliriz ama bir şartımız daha var. Senin arabanla
birer tur gezeceğiz. O zaman tamam” diyordum...
***
Şimdi o kadar çok üzülüyorum ki; inanın tarifi olmaz.
Biz Ülkücü büyüklerimizi babamızdan ayrı koymamışız ki!
Ne söylesek boş ama bir gerçek var ki;
O inandığı gibi yaşadı, yiğitçe erkekçe Hakk'a yürüdü...
Ne kuş tüyü yatakları, ne de rantı sevdi...
Ve bundandır ki; Cenab-ı Hakk O'na böyle şerefli bir ölüm
nasip etti.
Her ne kadar kendisini ülkücü olarak kabul etmeyenlere son
nefesinde dahi kızsada; O bir Ülkücü Şehit'tir artık...
Yolu yolumuz, kini kinimiz olsun.
Hakk'ını helal et Reis...
“Biz gönlümüzdeki ülkünün emrindeyiz. Vesselam...”