Bundan yaklaşık 3-4 yıl öncesinde bir şiir ezberlemiş ve bu şiiri her gittiğim yerde laf açıldıkça okumuş ve okurken de büyük bir şevk duymuştum.
Halende öyle! Bu şiiri her okuyuşumda yine aynı duyguları yaşıyor ve içimdeki şevk binlerce kez büyüyor.
Aslında bu şiir başlı başına bir destan gibi adeta!..
Bugün bu şiirin hepsini yayınlamasam da, bir kaç kesit vereceğim!..
“Elin ekmeği ile yaşayan kurt kahrolsun,
Boynunda tasma izi taşıyan kurt kahrolsun
Kar yağmış dağlarına üşüyen kurt kahrolsun!
Kahrolsun kurt postunu giyen yalancı kuzu!”
Evet, tarihler boyunca Türk ırkına yol gösteren ve esareti asla kabul etmeyen Kurt, şuan yaşadığımız süreçte bize bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada güzel bir örnek ve yol göstericidir.
Bugüne kadar elin ekmeği ile yaşamadık, boynumuzda tasma izi taşımadık, açta kaldık susuzda, bağlarımıza dolu da vurdu, dağlarımıza kar yağdı üşümedik, ne yalancı kuzu olduk, ne de yalancı kuzuları savunanlardan!..
Kahrettik, hilal gecelerinde yalancıların; yalanlarına ve aldatmalarına... Bir yandan da dua ettik “Allah'ım sen bunları ıslah eyle” diye!...
Yılmadık ve yıkılmadık, ne yılanlardan olduk ne de kaçanlardan, bir Kurt gibi esaret zincirlerini ve boyunduruğu kabul etmedik.
Bundan yıllar önce başlattığımız bu kutlu yolda, kutlu yürüyüşümüze destek olanlarla birlikte, aynı yolda bizim gibi görünüp te yolumuza kuyu kazanlara inat, ne bu yoldan döndük ne de birilerine muhtaç olmamızı bekleyenlere inat başkasına “eyvallah” ettik.
Bu yol sadece bizim değil, bizim gibi okuyan, bizim gibi konuşan, bizim gibi düşünen velhasıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde Yüce Türk Milletinin bütünlüğü ve Türk Devletinin bekası için çaba gösterenlerle birlikte, bu yoldan dönmeyeceğimize yemin ettik.
“Yastığımız mezar taşı yorganımız kar olsun, Biz bu yoldan dönersek namus bize ar olsun” diyerek, başladığımız bu kutlu yoldan ne döndük ne de dönmeyi düşündük.
Bugün gelinen noktada ise, yaşanılan bütün sıkıntı ve zorluklara rağmen, dostların gül atmasını yadırgamayıp, anladık ve bizim varlık sebebimizin ne olduğunu defalarca anlattık.
Her türlü mücadelede eğilmek sözcüğünü aklımızın ucundan bile geçirmediğimiz günleri hatırlayıp, kırılmanın ve yine de binlerce kez kırılmanın, eğilmeye veya bükülmeye tercih edileceğini söyledik.
Ve bir kez daha son olarak söylüyoruz:
Ey öz çocukların boynunu sıkan düzen,
Hak kırbacı ile halkın canını yakan düzen,
Devşirme Dervişlere tekke bırakan düzen,
Her hesabın bir tersi, her zulmün süresi var.
Bir çakal hükmü varsa bir de Bozkurt hükmü var.