ULUSAL - SECAAD ARZ EDEN MERD-İ KIPTİ& - Kayseri Meydan Gazetesi
SECAAD ARZ EDEN MERD-İ KIPTİ&
Yazı
Boyutu
Tarih : 27.03.2010 - 11:42:32
Eski devlet büyüklerinin yaptıkları gaflar vardı. Bu gaflar çok konuşuldu. Ama hep gaf veya nükte olarak kaldı. Ama şimdilerde yapılan gafları yazmak ta zor.
Eski devlet büyüklerinin yaptıkları gaflar vardı. Bu gaflar çok konuşuldu. Ama hep gaf veya nükte olarak kaldı. Ama şimdilerde yapılan gafları yazmak ta zor. Biliyorsunuz Başbakanımız patronlara seslendi. “Paralarını siz vermiyor musunuz kardeşim sahip olun yazarlarınıza…”
Neyse biz demokrasi zamanında yapılan bazı gaflardan söz edelim. ( Sanki İran’daki şah rejimi zamanından söz ediyorum.)
Millete plan değil pilav lazım. S. Demirel
Mübarek kurban şeker bayramınız kutlu olsun. T.Çiller
Benim memurum işini bilir. T.Özal
Erken seçim olmasaydı 2084 e kadar iktidar olacaktık. B.Ecevit
Bunlara diğer dünya liderlerini de eklersek bir çok gaf buluruz. Yapılan gafların pek çoğu da “merd-i Kıpti” yi andıran tarzdadır.
Son zamanların yazılamayan en büyük gaflarından birini yine Sayın Başbakan yaptı. Sayın başbakan gerekirse kaçak çalışan yüz bin kadar Ermeni’yi sınır dışı edebileceğini söyledi.
Eh ne diyelim. Cahil mi desek, düşüncesiz mi desek, şanssız mı desek, gaf mı yaptı desek ne desek?.. Ne desek boş.
Ben bu cümleden sonra tekrar ülkemi yönetenlerin değer yargılarını yeniden kökten düşünmeye başladım. Geldiğimiz noktada devlet kayıt dışı ekonomiyi özendiriyor. Kanun tanımaz sermaye ülkemizi yönetiyor. Ülkemiz tebalaştırılıyor ve köleleştiriliyor. Sivil toplum örgütlerinden söz etmek imkansız. Kuvvetler ayrımı işliyor desek kimse inanmaz. Zümrecilik, yandaşlık, korumacılık iyi işliyor. Sistemi bozanlar, acıma duyguları kabardığında birkaç kişiye yardım ediyorlar ve vijdanlarını köreltiyorlar. Ağzına bir parmak bal sürülmesi gerekenlere sürülüyor. OYAK’ın bir tesisine bir küçük rica ile astsubay atanıyor. Sonra bildikleri yoldan devam… Olan emekçiye oluyor. OYAK kelimesine çok takılarak yazımın genel konusundan uzaklaşmak istemiyorum. Bilakis OYAK’ın ticari hayatımız da koruduğu tartışmalı yeri kadar, diğer büyük şirketlerin devlet ihalelerini daha rahat kapabilmek için kurumsal hiyerarşiden yararlanarak emekli üst düzey kamu yöneticilerini kadrolarına danışman olarak katmaları da konuşulmalıdır.
Yine şu kaçak çalıştırılan işçi meselesine geleceğim. Başbakanımızı Türkiye’de kaçak işçi çalışmasına göz yummakla itham ediyorum. Türkiye’de yaklaşık bir milyon yabancı kaçak işçi çalışıyor. Örnek mi ohooooo… En basitinden turizm sezonu yeni açılıyor. Bakın bir otellere, tur şirketlerine, turizm esnafına… hep rus, Azeri, gürcü, kazak v.b… Turizm bölümünü bitiren gençlerimiz ise köle zihniyetiyle çalışan otel sahipleri tarafından sektörün dışına itilmiş durumda. İstanbul’daki Afrika kökenlilerin yarısından fazlası kaçak işçi konumunda. Moldovyalılar, Romenler, Azeriler, gürcüler istif istif… İnsan ticareti had safhada.
Kaçak çalıştırılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı milyonlarca. Bir çoğu inşaatlarda çalışıyor. Kontrol eden yok. Bir çok apartman kapıcısı, bir çok muayenehanede çalışan elemanlar, bakıcılar kayıt dışı . Çoğu sağlığını bile riske atıyor. Sekreterlerin yüzde doksanı kayıt dışı. Kamu ihalelerinde bile çalıştırılan bir çok işçinin mütahhitlerce kaçak çalıştırıldığını iddia ediyorum. En basitinden bize evlerimize kredi kartı teslim eden ve bankalarla anlaşmalı çalışan kurye firmalarının elemanlarının çoğu kayıtdışı çalışıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gerekli kontrolleri yapmayarak iş güvenliğini sermaye ye peşkeş çekiyor. TÜİK araştırmaları ve verileri, kendilerini o görevde tutanlar kadar objektif. TC numarası ile sadece GBT yapılıyor. Bir de ikametgah ve okul düzenlemeleri. Vatandaşın fakirliğini kayıtdışılığını ortaya koyacak hiçbir araştırma yapılmıyor.
Ülkemizde kişi başına düşen et tüketimin alım gücüne oranı, Avrupa ülkelerinin kişi başına düşen et tüketimi ve alım gücü kıyaslaması yapılmıyor. Tarım Bakanı hayvan ihtiyacımız yok diyor. Oysa etin fiyatı 30 bin TL’na yaklaştı. Almanya’da etin fiyatı 8-10TL arasında. Biz de ise artık at eşek bile değerlendi. Balık zaten en pahalı Türkiye’de yenir. Patates, soğan en pahalı Türkiye’de yenir.
Maliyeciler nedense apartmanları dolaşmazlar. Sizin apartmanın karar defteri ve işletme defteri nerede? Hani bu kapıcının çalışma belgesi? Sizin bu apartmanda kaç kiracınız var? Beyanname verdiniz mi?
Pazar yerlerine hiç girmezler. Nerede vergi levhanız? Aldığınız ve sattığınız malların üretim, alım satım şartları kanuni niteliğini taşıyor mu? Köylü kisvesiyle Pazar açanlar vergi levhası olanlara karşı haksız rekabet durumunda değiller mi? Fiş kesme mecburiyeti neden uygulanmıyor? Açıkta satılan başta peynir, zeytin, salça, pul biber olmak üzere yiyecek maddesi satanların portör muayenesi var mı? Gıda denetimleri nasıl yapılıyor?
Fındık ve pamuk tarlalarında SGK müfettişi hiç gördünüz mü? Nerede bu tarım işçilerinin sigortası? Kardeşim sen onbin dönüm tarlayı ekmişsin. Bu tarlayı kaç kişiyle hasat ettin? Diye soran var mı?
Sayın Başbakanım sendikaları sivil toplum örgütü olarak değil hortumcu olarak görüyor. Eğer başbakanımız sendikacılığa hortumculuk derse bu durumda siyasetçiye de köle tüccarı denmez mi? Sosyal hayatta kaçak kelimesini legal olarak sergilemenin başka tanımı nedir? Bu esnada bir dipnot düşmek istiyorum. Ergenekon davası nedeniyle hapse giren rütbelilerin maaşlarının yarısı kesilince, ailelerine yardım edilmesi için TSK bünyesinde bir yardım sandığı kurulduğunu gazetelerden okudum. Doğru olmadığına inanmak istiyorum. O nedenle bu konuyu yazmak dahi istemiyorum.
Şeyi de yazmak istemiyorum. Hani şu araba bıdıkları gibi protokollerde dolaşarak devlet büyüklerine ve genelkurmay başkanına altın tepsiyle soru sunan gazeteci bozuntularını… Çünkü onların amacı gazetecilikten ziyade kendi akreditelerini yaratmak. Hal böyle olunca Sayın Genelkurmay başkanı silah arkadaşlığı tanımını yaparken emekli assubaylar hakkında soru soramayan gazeteci Bila…deri hiç yazmak istemiyorum.
Haklarını arayan haylaz çocuklar sayesinde, bir gün gelecek haklarını aramayan akıllı uslu çocuklar çok haklar elde edecekler. Tıpkı kurtuluş savaşında işgalci yunana karşı savaştıktan sonra çiftinin sabanın başına dönen, halkını kurtarmanın erdemine erişen ancak bir çoğu istiklal madalyası almayan gerçek kahramanlar ile savaştan sonra hiç savaşmadığı halde istiklal madalyasını şerefle taşıyan kurnazlar gibi…
Geçen gün Devlet Planlama Teşkilatı eski müsteşarı milletvekili Sn.İlhan KESİCİnin Arena programında anlattıklarını dinleyince tüylerim diken,diken oldu. 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde tüm hizmet ve yatırımlar için yapılan borcun bir mislisi son 7 yılda yapılmış, üstelik bu fakir milletin dişinden tırnağından arttırarak meydana getirdikleri özelleştirme ile satılmasına rağmen bu borç olmuş, günde 190 milyon dolar faiz ödüyoruz, bir de bütçenin kimlere nasıl harcandığını duyunca içim karardı, yazınız bunun üzerine tuz biber oldu. Maalesef Millet olarak duyarsız ve tepkisiziz