Erdal GÜNŞER
Dün gece bir rüya gördüm. Rüyamda beni tutuklamışlar ve sorguluyorlardı.
- - Bu listeyi sen mi hazırladın?
- - Evet
- - Komutana nasıl imzalattın?
- - Komutan bu tür listeleri çok incelemez.
- - Peki amacın neydi?
- - Çok sinirlenmiştim.
- - Neye sinirlenmiştin?
- - Başbakan'ın akşam haberlerinde bir konuşmasına sinirlendim.
- - Hangi konuşmasına?
- - İstanbul İlçe teşkilatına yaptığı konuşmaya?
- - Ne dedi orada?
- - Milletten aldığımız emaneti kimseye yedirmedik. Kimseye ikinci sınıf muamelesi yapmadık. Kimseyi ötelemedik. Kimseye haksızlık yapmadık demişti.
- - Eee?
- - Ben de Astsubay olarak bu sözleri kendime yapılmış bir hakaret olarak kabul ettim.
- - Peki nasıl bir hakaret?
- - Çünkü Başbakanım gözümün içine baka baka yalan söylüyordu. İktidara geldiklerinden beri emekli Assubayları öteliyorlardı. Sorunlarımızı kabul ediyor fakat hiçbir şey yapmıyordu. Sudan sebepler buluyordu. Bazen Genelkurmay bazen de bütçe gerekçesiyle sorunlarımızı öteliyordu. Taksi durağına ve gecekonduya ziyareti ile insanların sınıf ayrımına son verdiğine kendini inandırmış bir rahatlık içindeydi. Emeğe ve emekçiye saygı duymuyordu. İş anlaşması içinde halledilmesi gereken konulara el atıyordu. Takındığı tavır demokrat değildi. Eylem yapana kapının önündeki milyonlarca işsizi gösteriyordu. Aidat toplayan sendikaları aidatları hortumladıklarını ima ediyordu. En kötüsü de hiç kimse bunun hesabını soramıyordu. Çünkü herkes hak hesabının peşinden ayrılmış kendi derdine düşmüştü. Herkeste başıma bir şey gelir korkusu vardı. Kim aleyhte bir laf söylese ya da bir yazı yazsa dosyacılar o kişi hakkında dosya tutuyorlardı.
- - Peki bu sana hakaret etme hakkını verir mi?
- - Tabii ki bunlar kimseye hakaret hakkını vermez. Ancak ben şöyle düşünmüştüm. Emekli Assubaylar da yarın eylem yapsalar başbakanımız yine başkalarına yaptığı gibi bizi halka şikayet edecekti. Konu ile ilgili derinlemesine bilgisi olmayan halka yanlış bilgi verilecekti.
- - Ne gibi?
- - Mesala gözleri doysun. 1500 TL emekli maaşı alıyorlar. OYAK'tan da 2000 TL maaş alıyorlar. Emekli olduklarında ellerine 200 bin TL toplu para geçiyor. Ben tüyü bitmedik yetimin hakkını Assubaylara yedirmem. Silahlı memur, silahsız memur ayrımı yapmam.
- - Devam et. Devam et galiba bitmedi.
- - Bitmedi Sayın Savcım. Ancak bilinmesi gereken şu. Emekli Assubayların yüzde 70'i 960 TL aylık alırlar. Daha düne kadar Assubayların birinci dereceye inmesi çok zordu. Ayrıca OYAK paralarımız bizim kendi tasarruflarımızdır. Sözkonusu edilen rakamlar da çok abartılıdır. Sadece OYAK'ın yanlış politikaları nedeniyle nemalandırma hataları olmuş ve son zamanlarda çok az bir kısım yüksek nema almıştır. Ancak yıllarca OYAK'a para yatıran Assubaylar kar veya nema alamamışlar. Verdikleri parayı alıp ayrılmışlardır. Biz emekli Assubaylar OYAK hesabında bir hata var diyoruz. Neyse OYAK başlı başına bir konu. O bile istismar ediliyor. Temsil tazminatı ve birinci derecenin dördüncü kademesine ilerletilmeme başta olmak üzere bir çok sorunumuz var.
- - Peki bu şekilde hareketinin sana neye mal olacağını biliyor musun?
- - Sayın Savcım eğer bu yazı basına yansımasaydı küçücük birlikte sadece üç beş asker arasında günün mevzusu olarak kalacaktı. Benim eylemimi kimse hatırlamayacaktı. Oysa ben bir eylem yaptım. Hakaret ise ona siz karar verirsiniz elbet. Adaletin kestiği parmak acımaz. "Adi" kelimesinin cezaya girmeyen anlamı neyse ben o anlamda söyledim dersem yalan olur.
- - Aferin delikanlı imişsin. Sözlerin ikna edici geldi. Peki bu konuda sana yardımcı olan oldu mu?
- - Hayır. Hiç kimseden destek almadım. Listeyi bile kendi ellerimle yazdım.
- - Komutanını korumuyorsun değil mi?
- - Hayır Sayın Savcım komutanımın hiçbir kabahati yok. Plan benim, uygulayan benim. Ama kim basına sızdırdı bilmiyorum.
- - Şimdi senin hakkında dava açmam gerekecek. Bu konunun peşini bırakacaklarını zannetmiyorum. Sorgulama bitmiştir.
Savcı beni bırakıyor. Ben görev yaptığım Erdek Garnizonu'nun askeri gazinosunda çay içiyorum. Kimse bana yaklaşmıyor. Yanımdan geçen Assubaylar tanımazlıktan geliyor. Benimle samimi arkadaşlarım geçmiş olsun demiyor. Üzülüyorum. Üzülüyorum. Üzülüyorum.
Başbakana hakaret etme suçu ile yargılandığıma hiç üzülmüyorum . Ancak arkadaşlarımın beni dışlamasına o kadar üzülüyorum ki yatakta gözlerimi açınca bile acı bir üzüntü duygusunu atamadan lavoboya aynanın karşısına gidiyorum. Üzüntülü yüzüme bakıp bir tokat vurup kendimi bir daha uyandırıp gülmeye başlıyorum.
Ben rüyamda parolaya 'Adi - Başbakan' ibaresini yazan bir Assubaymışım !..