Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

SİYASET - ÇÜRÜMEYE KARŞI AÇILIM YAPTA GÖRELİM... - Kayseri Meydan Gazetesi
   
 ÇÜRÜMEYE KARŞI AÇILIM YAPTA GÖRELİM...

ÇÜRÜMEYE KARŞI AÇILIM YAPTA GÖRELİM...
 Yazı Boyutu

 Tarih : 20.12.2009 - 13:04:23 


Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.


Sovyetler Birliği döneminde Kızılordu denen dünyanın en büyük ordusu vardı. Bu ordu o kadar muazzam idi ki savaş meydanında yenmenin yolu neredeyse yoktu. Çünkü ihtiyatların ihtiyatı, arkada daha güçlü olarak saklıydı. Seksenli yıllara gelindiğinde ABD ve NATO stratejik denge olarak güçlenirken Kızıl Ordunun büyüklük gururu başına bela oldu. Sovyetler Birliğinin tüm kaynaklarını emen Kızıl Ordu savaşsızlık döneminin gereksiz büyümesinin sonucu olarak statükoya esir oldu. Statükonun korunması için her yıl artan oranda devletten kaynak sağlanması gündeme gelmişti. Halkın gelirinin çok büyük kısmı orduya gidiyordu. Ancak ordu tüm bunlara rağmen yenilik yapamıyor ve mevcut statükoyu korumayı başarı sayıyordu. Bu gidişe dur demenin bir yolu olmalıydı elbette. Ancak tankların caddelere çıkmasından korkan, tek yönlü siyaset üretmekten öteye gidemeyen bu koca devlet acı biçimde çatırdayarak çökmüştü. Adına ise akıllıca prestroyka (yeniden yapılanma) diye sözedilen bu çöküşün mimarı orduydu.
Büyük çöküşün arkasından çok uzun yıllar süren acılar başlamıştı. Yeni sınırlar çizilmiş, zaman zaman eski birliktelikler uğruna dostluklar kurulmuş, ancak para denen, kardeşi kardeşten ayıran bir etken gelişmelerin tek belirleyicisi olmuştu. Yarı bağımlı, yarı bağımsız bir döneme giren eski Sovyet ülkeleri özgürlüğün tadını hiç yaşayamadan geçim sıkıntısı ile baş başa kalmışlardı. Nüfus hareketlerinin neredeyse imkansızlaştığı bu dönemde, etnik çatışmalar da boy göstermişti. Doksanlı yıllarda dünya kamuoyuna Çeçen sorunu olarak sunulan Kafkas halklarının siyasi ve ekonomik rant kavgaları boy göstermiştir. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşlar ve anlaşmazlıklar hala bir yanardağ misali suskunluğunu korumakta ve ne zaman sıcak bir savaşa dönüşeceği bilinmemekle beraber beklenmektedir. Gürcistan bu dönemde çok büyük siyasi ve etnik çalkantılarla baş başa kalmıştı. Önce Abhazya bölgesinin ayrılıkçı silahlı ayaklanması, artından Batum’da yaşanan ayrılık yanlılarının bastırılması, Güney Gürcistan’da Ermenilerin çoğunluklu yaşadığı Cevahiti bölgesinde yaşanan tatsızlıklar, derken ülkeyi neredeyse ikiye bölecek olan Güney Osetya’nın Rusya destekli ayrılıkçı hareketi…
Sular hiç durulmadı. Ukrayna’da yaşanan siyasi gerginliğin altında da bölgecilik ve hegemonya savaşları yatıyordu. Ülke Dinyeper ırmağından neredeyse ikiye bölünmüştü. Ne Kuçma, ne Yanukoviç, ne de Yuşenko kötü gidişe dur diyemiyordu. Kırım Yarımadası apayrı bir sorundu. Moldovya’da süren karışıklıklar da bölünmenin eşiğine gelinmişti. Ülke Dnester ırmağının doğu ve batı yakası olarak neredeyse ikiye bölünmüştü. Bunlar yanıbaşımızda olanlar. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yaşananlar ise daha da trajik idi. Ülkeler diktatörce yönetiliyordu. Tüm bu etnik ve siyasi çatışmaların arkasında ise yeni Amerikan yayılmacı veya Rus hegomonyasını azaltıcı politikası ile Rusya’nın elden çıkarmama politikasının olduğu görülmekteydi.
ABD’nin Rusya’yı yeşil bir kuşakla çevirme planları Türkiye’yi bu yıllarda biraz daha önemsiz konuma itmiş ve Türkiye tam soğuk savaş sonrası rahat edeceği yılları terörle mücadele ile geçirmiştir. Soğuk savaş yıllarında neredeyse bir milyon asker beslemek zorunda kalan Türkiye bu gücünü kademeli olarak altıyüz bine indirmiş ancak sağladığı tasarruf ve açığa çıkan iş gücünü yeteri kadar değerlendirememiştir.
Yaklaşık yirmi beş yıldır terörle mücadele eden Türkiye ordusunu modernize etme yolunda çok büyük adımlar atmıştır. Attığı adımlar, bölgesel bir güç olmaktan çok küresel bir güç olma yönünde olunca, daha önce kamuoyu araştırmalarında çok düşük yüzdelerle tanınan Türkiye (Turkey) ismi artık tüm dünya tarafından bilinir olmuştur. Bu konjektürel ve ağırlık kayması şeklindeki büyüme; bir zafer, bir gelişme olarak algılanmamalıdır. Etrafında yaşanan sıcak çatışmalar nedeniyle Türkiye ateşten en çok etkilenen ülke olduğu için ordusunu kuvvetli tutmak durumunda kalmıştır. Ancak Türkiye’de yaşanan etnik karmaşa ile halkların birbirine saldırması planlarının hayata geçirilememesi nedeniyle Türkiye’nin doğal olarak güçlenmeye devam etmesi ve bölgede İsrail’in tacını elinden alması sözkonusudur. Tüm bunların önüne geçmenin tek bir yolu kalmıştır. Eski Sovyetler döneminde olduğu gibi orduyu halkın sırtına kambur etmek. İşte bu projeyle halkı fakirleştirip hantal orduyu besleme politikasına eşdeğer maddi kayıplar oluşturan terörle mücadele politikasına itilen Türkiye’de de statükoların oluşacağı kesindir. Asker kayırmacılı, tek yönlü demokrasi modelinin üretildiği Türkiye’nin de statükolara boyun eğmesi durumunda, Sovyetler Birliği gibi bir çöküşün, yeniden yapılanma adıyla halka sunulması kaçınılmazdır.
Çünkü böyle bir minareye kılıf örme modeli hiçbir iktidarın veya hegemonun burnunu kanatmayacak, ancak onyıllarca sürecek bir bölgesel akımcılık halkın anasını ağlatacaktır.
Türkiye Cumhuriyetinin ikinci yüzyılına tam demokrasi ve insan haklarına saygı modeli ile girmesi, hegemon güçleri yok etmesine, gereksiz korumacılığın son bulmasına, sosyal devlet olabilme ilkesini gerçekleştirebilmesine bağlıdır. Bunun yapılabilmesi için ise her kurumun içinde reforma ihtiyaç vardır. Kurumların içinde iç barışın sağlanması, devleti yönetenler kadar o kurumu yönetenlerin ana görevidir. Kendi mesai arkadaşını hor gören, ona karşı soyut duvarlar ören zihniyet artık işlerliğini yitirmiştir. Çalışanlar arasındaki eğitim farkı azaldığı için sorgulama mekanizması daha fazla çalışmaktadır. Bu mekanizmanın susturulması hiçbir sorunu çözmez. Daha çok kemikleştirir. Ancak sorunların üstüne gidip sosyal standartların birbirine yaklaştırılması tüm sorunları çözecektir.
Silahlı savaşla yıkılamayan ülkelerin para ve rant kavgası ile yıkıldığının gözlerle görüldüğü günümüzde, ülkeyi yönetenlerin, büyük paralara yön verenlerin, yüksek gelir elde ederken kantarın topuzunu kaçıranların, şu İstiklal Marşı mısralarını iyi okuması gerekmektedir.
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Çünkü yönetici olmak, ülkeyi yönetmek; sadece akıllı olup bir yerlere gelmek değil, vatan sevgisini sıradan vatandaştan daha çok hissetmekten geçmektedir.
Dünya bir ekonomik kaosu aşma planları yaparken, en kestirme yolu seçecektir. O yolda sorunlu ülkelerin sorunlarını ranta çevirme planıdır. Bizim toplumsal barışı sağlamamız; sosyal adaletten ve devletin kurumlarının çalışanlarının bu ülkenin bir ferdi olduğunu unutmamaktan geçer. Kapısında çalışanları ayırt ederken, derebeylerine imtiyaz, geri kalanlara teba muamelesi yapan zihniyetin hakim olduğunu kim görmüyor ki… Çakal politikası bu olsa gerek… Bu politikanın sahiplerinin herhangi bir partisi yoktur. Bugün de iktidardadır. Yarın da iktidarda olacaklardır. Sadece at değiştireceklerdir.
Biz sıradan vatandaşlar olarak Atatürk’ün Gençliğe hitabesindeki bu paragrafı hep aklımızın bir kenarında tutuyoruz.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
(Not: İktidar sadece hükümet değildir. İktidar devlet yönetiminde halen herhangi bir alanda muktedir olanlardır.)

http://www.emekliassubaylar.org/FORUM/2-GUNDEM/1877-CURUMEYE-KARSI-ACILIM-YAPTA-GORELIM.html#1877


  Editör : Fatih HAN

 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 30 Puan Verildi
 Kaynak :  Başka Site

 Kategori  SİYASET

560 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
 Köşe Yazıları

Rifat AÇIKGÖZ

Rifat AÇIKGÖZ ¬
KİMLE GÖRÜŞMEK İSTEMİYOR?

H.A.Kürşat AÇIKGÖZ

H.A.Kürşat AÇIKGÖZ ¬
İHALE OLMADAN İHALE ALAN FİRMALAR

Gökhan YILDIRIM

Gökhan YILDIRIM ¬
Kabulümsün

M. Günay SIDDIKOĞLU

M. Günay SIDDIKOĞLU ¬
ERDOĞANA DA HAYIR REFERANDUMA DA HAYIR

Fatih HAN

Fatih HAN ¬
TÜRKİYENİN KADERİ ASSUBAYIN KADERİ
 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
31  Temmuz 2010  
Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 3
 Bugün : 181
 Dün : 276
 Toplam : 118779
 Ip No : 38.107.191.112
     

 
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5045 1.5118
  Euro 1.9596 1.9691
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 





SİYASET | GÜNCEL | SPOR | KAYSERİ | ULUSAL | HUZUR SAYFASI | Gizlilik Politikası


 
 

   © Copyright - 2003- Kayseri Meydan Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. 

 Çilem.Net

Sayfa Yüklenme Süresi 0,89 saniye.