Bu gün Ortadoğu meselesi olarak adlandırılan bu mesele 1071’den bu yana uzanmaktadır. Türklerin Anadolu’ya girmesiyle birlikte rahatsız olan Avrupalı derebeyleri defalarca haçlı seferi yapmıştır fakat başarılı sonuçlar alamadan geri dönmek zorunda kalmışlardır. Bu derebeylerinin tek amacı vardır doğuda ki zengin toprakları ele geçirmek. Dini sebepler gösterilse de neresinden bakarsanız bakın bu topraklarda ki getirim onları her zaman cezp etmiştir. Şuan da bile doğuya olan isteklerini demokratikleşme adı altında sömürüyle göstermektedirler.
Keşiş Piyerle birlikte başlayan birinci haçlı seferi bir büyük bir keşif koludur aslında. Türklerin ilk defa gördükleri bu baştan aşağı zırhlı insanlar Anadolu’ya büyük zararlar vermişlerdir fakat gitmekte zorunda kalmışlardır. Ne zaman rotalarını verimli topraklara çevirseler ve insan katletmek için yola çıksalar karşılarında büyük Türk milletini bularak geri dönmek zorunda kalmışlardır. 1815 yılına kadar hırslarını biriktiren Avrupalı derebeyleri 1815 yılında içlerinde ki zehri akıtarak tüm dünyaya niyetlerini açıkça söylemişlerdir. Bu meselenin adı Viyana kongresinde dünya ya şark meselesi adı altında duyurulmuştur. Amaçları Türkleri Anadolundan çıkartmak verimli topraklarda istedikleri gibi çelik çomak oynamaktır. Şark meselesi aslında Yahudilerin kendilerince sahiplendikleri toprakları içermektedir. Ortadoğu projesi adı altında devam ettirilen şark meselsinin Irak işgaliyle birlikte ilk ayakları gerçekleştirilmiştir. Şu günlerde de Kürt meselesi adı altında devam edip yüce Türk milletini bölme çabalarıyla devam etmektedir. Türk milleti bu coğrafyada yaşadığı sürece bu mesele sürüp gidecektir. Güçsüzlerin ütopik hayallerini güçlülerin pay vermesi beslemektedir. Ama bu ütopyayı kendilerine yedirmeyeceklerini bir türlü anlayamıyorlar.
Bu haçlı seferleri kaçıncı seferini yapıyor masa üstünde bilmiyorum fakat tarih hepsini kaydetmiştir. Tarih kitaplarımızda dahi olmayan şark meselesinin insanlarımız tarafından başka adlarda ya da başka şekillerde bilinmesinin sebeplerini doğal karşılıyorum. Tarih sadece savaşlardan ve bu savaşları yöneten krallardan oluşmaz. Ama inat ediyorsanız tarih bunlardan oluşuyor diye unutmayın ki krallarda insandır ve onlarda yanlış işler yaparlar. Onların cezasını vermekte milletlere düşer.