|
|
|
Tarih : 15.09.2009 - 01:17:39 |
|
| ... |
|
|
|
Yaklaşık üç ay önce Kayseri'ye tayini çıkan ve iki buçuk ay önce göreve başlayan il Emniyet Müdürü Arif Akkale ile ilgili bugüne kadar hiç bir yazı kaleme almadım. Kendisinin Kayseri'yi tanımaya çalıştığı bu süreçte, bizlerde kendisini tanımaya ve anlamaya çalıştık.
Öncelikle ilkyazı olması hasebiyle geçte olsa Akkale'ye yeni görevinde başarılar diliyorum.
Dün Emniyet Müdürü'ne ulaşabilmek ve demeç alabilmek istediğimde bu yazının ne birazda geç kaldınığını farkettim.
Çünkü bir önceki Müdür Bey ile tanışmış olmanının avantajı ile ilk ağızdan bilgi alabiliyorduk.
Bu vesile bu yazıyı kaleme almak istedim.
Akkale, bugüne kadar Trabzon, Adana ve son olarak ta Kayseri gibi üç ilde ardarda aralıksız görev yapabilen nadir yöneticilerden birisi. Bu durumun Kayseri için avantaj olabileceği kanısındayım.
Çünkü Trabzon, Adana ve Kayseri coğrafya bakımından birbirinden oldukça farklı da olsa bazı konularda birçok ortak yanı var. Bunların başında ise asayiş ve terör olayları geliyor.
Ve bu konularda yapısal benzerlikler gösteriyor.
***
Öncelikle Kayseri, Orhan Özdemir döneminde bir takım değişimleri yaşadı. Özellikle trafik konusunda epeyce bir mesafe alındı. Tabi bu süreç oldukça sancılı ve sıkıntılı geçti. Trafik denetimleri arttı. Kontroller sıklaştı. Cezalar ardı ardına kesildi. Hatta öyle şeyler olduk bir araca beş dakika ara ile iki kez ceza yazıldı. Milletvekilinin aracı yanlış parktan dolayı çekildi. Dükkânının önüne aracını koyan esnaf cezayı yedi. Ardından radar uygulaması ile adeta şehrin dört bir yanında uygulama başlatıldı. Sadece bir radar aracı ile farklı zaman aralıklarında farklı bölgelerde uygulamalar yapılarak “O bölge de her an radar uygulaması yapılabilir” havası verildi.
Ardından emniyet kemeri uygulaması, yük araçlarının kontrolü ve nihayet MOBESE derken…
Kayseri trafikte bir çağı kapattı ve çağ atladı.
Şimdi geçmişe dönüp baktığınız zaman ben dâhil o kadar çok sıkıtınlar yaşadık ki! Ama gelinen noktayı o günden görebilen Orhan Özdemir ve hakkını yemeyelim Trafik Şube Müdürü Ercüment Yarımkaya sayesinde Kayseri'de bir sistem oturdu.
Tabi onlarında eksik ve yanlışlıkları oldu. Hatta tamamlayamadıkları ve yapamadıkları da oldu. Fakat iyisi ile kötüsü ile eksiği ile fazlası ile bir sistem oturttular.
Şimdi ise bugün görevde bulunanlar bunu daha rahatlatıcı hale getirmek için çaba göstermelidir.
Tabi bu artık uygulamaları sıklaştırıp, Dakka başı araç çekmekle değil veya ceza kesmekle değil daha farklı yöntemlerle yapılmalı.
Özellikle MOBESE'nin uygulamaya geçmesi ile birlikte bırakın kırmızı ışıkta geçmeyi artık sarı ışıkta bile geçenlerin sayısı oldukça düşük. Hatta beyaz çizgiyi bile geçenler hemen geri manevra yaparak aracını düzeltmek durumunda kalıyor. Hatta MOBESE kameralarının olmadığı yerlerde bile gece 3'te kırmızı ışıkta bekleyenler var. Doğru olanı da bu zaten. Ama bıkarın gece 3'ü Kayseri'de gündüz gözü ile meydanın ortasında kim takardı kırmızı ışığı falan. Ama vatandaştaki mantık MOBESE’yi algılarken, “MOBESE HERYERDE” diye algılamış olmalı ki; Avrupadakiler gibi gece 3'te kırmızı ışık bekliyor.
Emniyet kemeri takma oranı muhtemelen yüzde 80 civarında olması gerek. Aşırı hızlı giden araçlar için ise şuan tam bir çözüm bulunabilmiş değil.
Ama bu da bazı bölgelerde yapılan sık denetimler ile engellenmeye çalışılıyor.
İşte böyle bir durumda Müdür Bey'in, bu uygulamayı genişleteceği kanısındayım.
Öyle ki kendi ihtisas alanının trafik olduğu söyleniyor.
Şimdi neden trafik konusundan örnek vererek konuya girdim. Çünkü Müdür Bey trafikte ki uygulamaların Türkiye genelinde yapıldığını ve Kayseri'ye özel bir uygulama olmadığını söylemişti. Şimdi Müdür Bey'in Adana'dan önce Trabzon'da olduğunu biliyoruz. Müdür Bey Kayseri'yi Trabzon ile kıyaslarsa ve aradaki farkı görürse o zaman Kayseri'ye daha iyi hizmet edecektir.
Birde yeri gelmişken ifade etmekte yarar var. Emniyet'in resmi internet sitesini gezerken bazı köşe yazıları dikkatimi çekti.
Türkiye'de Allah-kitap-din-iman gibi kutsal değerler üzerinden geçinen bir iktidar olduğu için bazı yazılar normal karşılanabilir. Bence bir mahsuru yok!
Fakat iki gün sonra solcu veya ateist hatta! (Neyse söylemeye dilim varmadı) bir iktidar geldiği zamanda bu sitelerde farklı yazılar yer alırsa doğru olmaz.
Göreve başladığı ilk gün masanın üzerindeki gazeteleri (Gazetelerin en üstünde zaman gazetesi vardı!) masadan kaldırtan Sayın Akkale'nin bu konuya da hassasiyet göstereceğini düşünüyorum.
***
Gelelim asıl önemli konuya...
Bildiğiniz gibi Kayseri doğu ile batı arasında köprü konumunda olan bir il.
Burası özellikle yasadışı örgütlerin ele geçirmeye çalıştığı Trabzon gibi nadide illerden bir tanesi.
Ve provakasyona açık bir bölge. Bir kıvılcım ile şehrin neresinde olursa olsun patlamaya hazır bir bomba gibi.
Çünkü Kayseri'yi bilen Milliyetçi-Muhafazakar yapısı ile biliyor. Özellikle bölücü terör örgütü mensuplarının sokakta rahatça cirit atamadığı bir il olarak biliyor.
Öyleki; Kayseri'de PKK'nın siyasi kanadı DTP'nin bir il binası bile yok. Bildiğim kadarıyla resmi teşkilatı da yok. Olmaması daha iyi.
Ama “PKK yapılanması var mı?” Derseniz diğer illerde olduğu gibi burada da olduğu biliniyor. Aktifler fakat kamuoyu oluşturmak için farklı kisveler altında zaman zaman karşımıza çıkıyor.
Bu sebeple Kayseri emniyeti bu konuda bugüne kadar verdiği anlamlı mücadeleyi devam ettirmeli.
Daha dikkatli bir biçimde bölücü hainlere taviz vermemeli.
Üzerinde çok durduğum ve sık sık anlattığım bir “Kurtarılmış bölge” kıyaslaması var.
Bebek katili elebaşısının yakalanmasından itibaren Güneydoğu Anadolu bölgesi dışında diğer bölgeleri PKK'nın bir sızma planı olduğunu o zamandan beri duyuyoruz.
Mersin ve Adana'ya yapılan sızma hareketi Kayseri'de engellendiği için bugün Kayseri'nin hiç bir bölgesinde polise taş atan, bıçak çeken, dükkanları yakan, sokaklarda bölücü başı posteri açanlar yok çok şükür.
İşte bunun devam ettirilebilmesi için Emniyeti'mizin daha dikkatli olması gerekiyor.
Adı her ne olursa olsun; hedefi kargaşa çıkarmak isteyenlere emniyet gülerimiz göz açtırmamalı.
Geçtiğimiz günlerde Huna'ta açıklama yapan grup bundan 4 yıl önce halkı provake eden bir grup.
Bu grup yine yapacağını yapıyor tabi. Önce polis ekiplerine açıklama metnini vermiyor. Sonra da vatandaşın lincinden polisin yardımı ile kurtuluyor.
Burada benim merak ettiğim ve Müdür Bey'e sormak isteğim, bu grubun bu açıklamasına karşı gerekli tedbirler alınmışmıydı?
Ve daha önemlisi grubun mensubu oldugu demokratik halklar federasyonu internet sitesinde gerçekle bağdaşmayan haberlerle ilgili bir girişimleri olacak mı?
En azından olayın o sitede yer alan haberde ifade edilen gibi olmadığını söyleyecekler mi?
Yoksa ihanet odakları “Polis'i” düşman gibi göstermeye devam mı edecek?
Ve bundan sonra yapılacak bu tür açıklamalar öncesi gerekli tedbirler alınacak mı?
Adana'da bu tür olaylar sıradan olduğu için Sayın Akkale'nin belki dikkatini çekmemiştir.
Ama Kayseri'de bu tip olaylar pek hoşgörülen olaylar değil.
Kayseri Adana olmasın!
Umarım gerekli tedbirler alınır...